banner178

Osmanlı Devleti Van taraflarından Anadolu tarafına duhul ediyor. Hedef Anadolu’nun müslümanlaştırılması. Ebedi Vatan yapacaklar Anadolu’yu.

8-9 sene Ahlat’ta kalıyorlar. Orada mezar taşları var. Sonra oradan kalkıp ne hikmetse Ankara ve Bursa’ya doğru hareket ediyorlar. Bu gelişe devlet gelişi, bu göçe devlet göçü deniyor. Aynı Peygamber’i Zişan Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicreti gibi…

Dışarıdan bakıldığında o bölgede olanların bir bölümü artık bitti bu iş diyor. Kayı Boyu buradan gidiyor, bitti bu iş. Tasvire bakın ki Hz. Peygamber’in Mekke’den Medine’ye hicreti esnasında söylenen cümlenin aynısı. Muhammed (sav) Mekke’den gidiyor. Artık bitti bu iş. Başlangıçta herşey Ebu Cehil ’in lehine. Tıpkı Ahlattan göçen Osmanlı’nın göçtüğü an her şeyin Moğolların lehine olduğu gibi.

Süleyman Şah vefat edince dizginleri beyin hanımı alıyor. Kim o isim?

Hayme Ana. Hayme kelimesinin çevirisi Çadır demektir. Hayme Ana’da çadırın orta direği.

Beylikte bey vefat ederse, beyliğe yeni bey seçilene kadar beyin hanımı refakat ederdi. Dağılmayı engellerdi.

4 tane evladı var. 3 tanesi yetişkin.

Sungurtekin

Gündoğdu

Ertuğrul

Dündar

En büyükleri Sungurtekin Bey ile Gündoğdu Bey anlaşmışlar. Ertuğrul ise öyle dizide seyrettiğimiz gibi 40-45 yaşlarında biri değil. 19 yaşında.

Hayme Ana o günün tabiri ile otağı topluyor, yani aksaçlılar meclisini.

Oğullarını huzura alıyor. Soruyor ilk oğlu Sungurtekin’e,

“Oğlum, seni bey yaparsak hedefin nedir?”

Geri dönmektir diyor.

Gündoğdu Bey’e soruyor, “Oğlu seni bey yaparsak hedefin nedir?

“Geri dönmektir diyor”, anlaşılıyor ki Sungurtekin ile Gündoğdu arasında istişare yapılmış.

Ertuğrul Bey’e soruyor Hayme Ana.

“Oğlum diyor seni bey seçersek hedefin nedir?

Tereddütsüz, aksamadan tahayyül ufkunun derinliklerinden bir cevap çıkıyor.

“Ana Hedefim Deryadır”

Derya, Deniz demektir, Deniz İstanbul demektir. Hedefim İstanbul’dur diyor. Deryayı geçecek devlet olacağız diyor.

Daha bey seçilmemiş.

18-19 yaşlarında devletin temellerini atıyor.

Kıymetli okuyucularım,

Biz çocukken büyümüş bir milletin çocuklarıyız.

Osmanlı’nın öznesi İstanbul’dur.

Edebiyatı derslerinden hatırlayanlar gizli öznenin ne olduğunu bilecektir.

Osmanlı’nın gizli öznesi “İlayi Kelimetullah””dır.

Osmanlının iki büyük hedefi vardı.

Birincisi İlayi Kelimetullah, ikincisi ise Kızılelma olarak nitelendirilen Meçhulleri fethetme ve ihya etme gayretidir.

Bu iki büyük hedefin kesişme noktası ise İstanbul’dur.

Ecdat İstanbul’u fethedene kadar hiç boş durmadı, hiç oturmadı. Sögüt’ü aldılar, Orhan Gazi Rumeli’ye geçiyor oğlu vasıtasıyla, Hemen Rumeli tarafından Avrupa’nın enişi engelleniyor. Anadolu Hisarı yaptırılıyor Yıldırım Beyazıd tarafından. İkinci Murad tahtı terkediyor, oğlu fethi gerçekleştirsin diye.

Unutmayalım.

Bizler Bir sünneti hayata geçirmek için devlet kurmuş bir milletin çocuklarıyız.

“ Peygamber Efendimizin (s.a.v.) buyurdukları: Letüftehannel Kostantiniyyetü veleni’me’l emîrü emîrühâ veleni’me’l ceyşü zâlike’l ceyşü” (Konstantiniyye elbet feth olunacaktır. Onu fethedecek emîr ne güzel emîrdir ve o ordu ne güzel ordudur.)

Hadîs-i Şerîf’de Konstantiniyye’nin mutlak sûretle fethedileceği belirtilmiştir. Bu uğurda Halifeler döneminde Emevîler ve Abbâsîler tarafından şehir defalarca kuşatılmış ancak bir sonuç alınamamıştır. Daha sonra Selçuklu Türkleri ve nihayet Osmanlı Türklerinin Konstantiniyye’yi fethetmek düşüncesiyle yapılan girişimler de neticesiz kalmıştır.

En sonunda bu kutlu fetih H.857-M.1453 senesinde Sultan II.Murad Han’ın oğlu Sultan II.Mehmed Han’a nasip olmuştur. Celvetiyye tarikatına mensub Şeyh İsmail Hakkı Bursevî , Suyûtî’nin Hüsnü’l Muhadara adlı kitabından naklettiğine göre, Abdullah bin Bişr bin Rabîa el-Ganevî (veya el-Has’amî) den, o da babasından Hazret-i Peygamberin (s.a.v.) şöyle buyurduklarını işittiğini nakletmiştir: Konstantiniyye elbet feth olunacaktır. Onu fethedecek emîr ne güzel emîrdir ve o ordu ne güzel ordudur.

Hadis-i Şerif’de buyurulan ordu kelimesini açmak lazım. Ordu Milletin içinden çıkan. Demekki övülen millettir. O millete mensup olmak.

Hz. Peygamber (sav)’in de işaret buyurduğu o millete mensup olmak.

Dünyanın hiçbir toprağında Sünnet düğünü diye bir kavram yok. Onun için mevlüt gecesini ihya ediyoruz. Tarihi önemli değil. Biz mevlüt gecelerinde Efendimiz’e link atıyoruz.

Yüreğimizin sesini gönderiyoruz.  “Esselatu vesselamu aleyke ya resulallah, Esselatu vesselamu aleyke Ya resulallah”

İşte gönderdik selamımızı. Emin olun Hz. Peygamber (sav)’de alıyor selamımızı.

Twitterden, Facebook’tan daha hızlı selamı alıyor. Ve iade ediyor.

Ona(sav) ittiba eden bir neslin evladı olma şerefini her daim üzerimizde taşıdığımızı unutmayalım.

İşte o zaman ecdada layık bir nesil olduğumuz şuurunu yeni nesillere aktarma yolunu açmış oluruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
son dakika spor haberleri