banner293

banner292

Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu Erzincan’da Başladı

Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu, Türk Devletler Teşkilatının Aksakallılar Konseyinin tam destek verdiği, AK Parti Genel Başkanvekili ve TDT Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım'ın himayelerinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklerinde düzenlenen programın açılışı yapıldı.

Erzincan Genel 11.10.2022, 09:36 Erzincan Medya
Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu Erzincan’da Başladı

Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu, Türk Devletler Teşkilatının Aksakallılar Konseyinin tam destek verdiği, AK Parti Genel Başkanvekili ve TDT Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım'ın himayelerinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığının desteklerinde düzenlenen programın açılışı yapıldı.

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi tarafından düzenlenen “Türk Dünyası Sempozyumu açılış programı yapıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasının ardından Türk dünyası tanıtım videosu izlendi. İzmir Devlet Türk Dünyası Dans ve Müzik Topluluğunca müzik dinletisi yapıldı.

TDT Genel Sekreteri Baghdad Amreyev, burada, geçen yıl düzenlenen tarihi İstanbul zirvesinde Türk devletlerinin birlik ve bütünlüğü için hayati, Türk dünyasının geleceğini belirleyen kararların alındığını, ailenin genişleyip güçlenmeye devam ettiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türk dünyasının birliğini, sağlamlaştırma ve güçlendirmedeki tarihi rolünün önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini vurgulayan Amreyev, Türk dünyasının birliğini daha da güçlendirmek ve entegrasyonuna derinleştirmenin Türk Devletleri Teşkilatının temel amacı olduğunu bildirdi.

Azerbaycan Cumhuriyeti Eski Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Hasan Hasanov ise teşkilatın önemli toplantısına katılmaktan büyük gurur duyduğunu söyledi. Türkiye'nin Azerbaycan'a olan desteklerinden bahseden Hasanov, "Ben istemezdim ki başka Türk devletleri bizim gibi bir savaş sınavından çıksınlar. Lazım değil ama biz birlikte olmalıyız ki bir daha böyle olaylar çıkmasın. Onun için de birliğimiz lazımdır. Azerbaycan'da 'Ne kadar ki Türkiye kuvvetlidir Azerbaycan da kuvvetlidir' derler. Onun için de biz Türkiye'nin güçlenmesini isteriz. Türkiye'yi gördükçe yüreğimiz açılır, seviniriz." dedi.


Ardından konuşmasını yapan AK Parti Genel Başkanvekili ve Ak Sakallılar Konseyi Başkanı Binali Yıldırım, Erzincan etrafı dağlık, ortası bağlık, iklimi sert, insanı mert olan Anadolu’nun ortasında cennetten bir köşe, Erzincan tarihi Türk tarihi kadar eski. Türklerin tarihinin ne zaman başladığı henüz tam olarak ortaya konmuş değil. Ama Türk devletlerinin en azından milattan önce 1000 yıl öncesine kadar gittiğini biliyoruz. Sakalardan başlayan ve günümüzde devam eden zaman yolculuğunda Türk devletlerinin İslam’la şereflenmeden önce 30’dan fazla devlet kurduğunu biliyoruz. İslamiyet’le beraber devam eden Türk Devletleri günümüzde Adriyatik’ten Sincan bölgesine, Doğu Türkistan’a uzanan 20 milyon km2 coğrafyada tarihin her döneminde vardır. Türklerin uzun süre esaret altına girdiği baki değildir. İsimleri değişmiş, konumları değişmiş ama bağımsızlıklarına olan tutkuları hiç eksik olmamış.

Bugün Türk Devletler Teşkilatı olarak tarihi İstanbul zirvesinden sonra yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bağımsızlıklarını kazandıkları yıllarda temeli atılan Türk Birliği, Türk dili konuşan ülkeler geçen yıl itibarıyla yeni bir kurumsal yapıya kavuşmuşlardır. Yeni yapının adı Türk Devletleri Teşkilatıdır. Türk devletleri teşkilatı deyince hatırlamamız gereken nedir. 7 üyesi vardır. 2 gözlemci, 5 asıl üye. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Türkmenistan gözlemci, Kırgızistan, Özbekistan ve Macaristan Tabii üyeler bununla sınırlı değil. İnşallah bu zirvede 11 Kasım’da Semerkent’te gerçekleştirilecek tarihi zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet’ini de gözlemci üye olarak görmeyi arzu ederiz. Onun için başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı, dış işleri, bakanları, genel sekreterlik, kıdemli memurlar, gerekli altyapı çalışmalarını sürdürmektedir.

Türk Devletleri deyince Türkler deyince işi üyelerle sınırlı tutmak yanlıştır. Balkanlarda, Orta Asya’da, Balkanlarda, Uzak Doğu’da soydaşlarımızı da işin içine kattığımız zaman 300 milyon nüfustan bahsediyoruz. 20 milyon km2’lik bir coğrafyadan bahsediyoruz. Bugün üyelerle sınırlı olan coğrafyamız bile 5 milyon km2’dir. Nüfusumuz 170 milyondur. Gayri safi hâsılamız 1,5 trilyon dolardır. Üye ülkelerin birbiriyle gerçekleştirdikleri ticaret hacmi ise 700 milyar dolardır. Ancak burada bir gerçeği, bir sorunu, üzerine yoğunlaşmamız gereken bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Dünya refahından Türk Devletleri hak ettiği payı henüz alabilmiş değil. Enerji bakımından, doğal kaynaklar bakımından, stratejik topraklar bakımından dünyanın bütün ülkelerinden farklı bir konumda olmasına rağmen dünyanın refahından hak ettiği payı aldığı söylenemez. Daha da düşündürücü olanı Türk devletlerinin 700 milyar dolarlık bir dış ticareti olmasına rağmen bu ticaretin sadece ve sadece 18 milyar dolarını kendi aralarında yapabiliyor. Bu da toplam ticaretlerinin %3’ünden azdır. Burası üzerinde durulması gereken önemli bir konudur.

Türk Devletleri Teşkilatının varlığı, faaliyetleri zaman, zaman batı dünyasında tartışılıyor. Herkes şunu bilmelidir. Türk Devletleri Teşkilatının amacı kuruluş amacı gayet açık ve safidir. Türk Devletleri Teşkilatı var oldukları coğrafyada refahı arttırmak, ortak iletişim alt yapısını geliştirmek, ortak kültürlerini yaşatmak, savunma imkan ve kabiliyetlerini birbirleriyle paylaşmak. Yani Kafkaslarda Orta Asya’da barışı, huzuru, kardeşliği daim kılmak amacını gütmektedir. Türk Devletleri Teşkilatı’nın amacı kimseyi korkutmak değildir. Ama kimseden de korkmadığını ortaya koymuştur. Bugün dünyamız zor günlerden geçiyor. Türkiye bir geçiş ülkesidir. Burada görevimiz bölgemizde ve ülkemizde yaşayan insanların geleceğini, huzurunu ve kardeşliğini daim kılmak için gereken her şeyi yapmaktır.

Cumhurbaşkanımızın çağrısı çok açıktır. Dünya 5’ten büyüktür. Soru şudur; bu hakkı 5 daimi üyeye kim verdi, Cevap çok basit. Bu hakkı kendi kendilerine kabul ettiler. Bir sorunun çözümü için bu 5 daimi üyeden bir tanesi itiraz ederse geriye kalan 190 ülke ne söylerse söylesin hiçbir anlamı yok. Nitekim bu 5 ülkeden bir tanesi bu sorunun bir parçasıysa o zaman çözüm bir hayal ve böyle bir şey mümkün değil. Dolayısıyla bu çarpık yapı mutlaka düzeltilmelidir.

  1. YÜZYIL TÜRKİYE’NİN YILI OLACAKTIR
  2. yüzyıl Türkiye’nin yılı olacaktır. Türklüğün yüzyılı olacaktır. Bugün Erzincan’da gerçekleştirdiğimiz bu uluslararası sempozyum yeni yüzyılın habercisidir. Dilini koruyamayan egemenliğini koruyamaz. Hepimiz Türk’üz. Ama birbirimizle ne yazık ki başka bir lisanla iletişim kuruyoruz. O halde yapmamız gereken ilk iş dil birliğini sağlamak olmalıdır. Alfabe birliğini sağlamak olmalıdır. Tarih birliğini sağlamak olmalıdır. Türk ortak paydasında tarihimizi gözden geçirmek mecburiyetindeyiz. O yüzden Türk Devletleri Teşkilatına, Aksakallılar Konseyine, genel sekreterliğimize, diğer misyonlarımıza büyük görevler düşüyor. Akademisyenlerimize büyük görev düşüyor. Burada ortak hedefler alanında çalışmalarımızı sürdürmeliyiz. Esasında yapılacak iş o kadar da zor değil. Biz ortak araştırmalarda gördük ki 2 bin 500 tane ortak kelimemiz var. Çağımızda 1000 kelimeden az bir şekilde konuşma yapılabildiğine göre alfabe konusundaki adımlarımızı süratle tamamlamalı ve ortak dili ve ortak iletişimi ivedilikle tesis etmeliyiz. Türk Devletleri Teşkilatının 40 yıl vizyonu çok ama çok önemli bir belgedir. Dört yıllık eylem planlarının birincisi hayata geçmiştir. Türk Yatırım Fonunun kurulması ve daha birçok faaliyet yürürlüğe girmek üzeredir. 11 Kasım zirvesinde bunlar nihayetlendirilecektir.

Bugün Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi’nin Akademik Yıl açılışı. Burada konuşan Damla kızımızın iklim değişikliğine dikkat çekti. Çok heyecanlandım. Çok takdir ettim. Bu dünyayı bu hale getirenlerin arasında biz de varız. Ama bizim katkımız kapitalist gelişmiş ülkeler kadar değil. Dünyamızı daha çok onlar kirlettiler. Sanayileşmede çevre hassasiyetini göz ardı ederek denizlerimizi, doğamızı ne yazık ki hor kullandılar ve küresel ısınmanın asıl sorumluluğunu onlar taşıyorlar. Gel gör ki karbon izinin azaltılması konusunda da dünyayı kirletenlerin faturasını gelişmemiş ülkelere yıkma gayretini de ibretle izliyoruz. Şartlar ne olursa olsun iklim değişikliği gelecek nesillere emanet ettiğimiz olan bu dünyanın daha çok tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz.

Türkiye’nin amacı dostlarını arttırmak, düşmanlarını azaltmaktır. Dış politikasının omurgasını bu teşkil etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Ukrayna-Rusya savaşının sona ermesi, esirlerin değiştirilmesi, tahıl koridorunun açılarak dünyada kıtlığın önlenmesine yönelik samimi gayretleri arkasında bu gerçek vardır. Batılı ülkeler her dönemde olduğu gibi Ukrayna’ya yaptığı desteklerde de yine hesaplarını yapmaktan geri durmuyorlar. Mazlum bebelerin ölmemesi, sivillerin savaştan zarar görmemesi için arabulucu olma rolümüzü samimiyetle sürdürüyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Doğu Akdeniz’deki tarihsel önemi konulu sunumunu yapan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Biz aslımız bir, özümüz bir, gönlümüz bir, tarihimiz bir, kaderimiz bir ve hep birlikte olmak için bu mücadeleyi veriyoruz. Belki savrulmuş, belki serpilmiş, belki adaletsizliklerle karşı karşıya gelmiş ama hepsinin ardından gelebilen o birlik ve beraberlik ülkesinde o gönül bağları ile gönül coğrafyamızdaki güçler bizi yıllar sonra bir araya getirebilmiş ve onun gücüyle sonunda haykırıyoruz.

Üniversitenin akademik yılının açılışında konuşabilmek benim için bir ayrıcalık, benim için bir şeref. Tüm öğrencilerimize başarılar diliyorum. Gençlerimiz bizlerin geleceğinin teminatı. Bizler çok acılar çekmiş çok göçler yaşadık. Soykırımlardan geçtik. Ama hiç karamsar olmadık.

Türklük dünyasının kopmaz bir parçası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin büyük fedakârlıklar yapan herkese çok teşekkür ediyorum. Kıbrıs halkının uluslararası camia nezdinde verdiği mücadele karşı karşıya olduğumuz haksızlıklar 1071’de Orta Asya’dan gelen atalarımız, Selçuklular, Malazgirt savaşından 500 yıl sonra o zamanın Osmanlılarının Kıbrıs’ı fethinde 80 bin şehit vererek aldıkları Kıbrıs’ımızı bir Türk toprağı yapmak için uzun yıllar mücadele vermişlerdir. 1571’den 1878 İngiltere devrine kadar ama kiralamaydı. Kısa bir süreliğine kiralamaydı. 1914’te dünya savaşı dolayısıyla İngiltere hukuksuzca tek taraflı olarak ilhak ediyor. Ama yine Osmanlı yönetimi devam ediyor. 1923 Lozan Antlaşması ile 3,5 asır Osmanlı egemenliğinde olan tapusu Türk Milletinin olan Kıbrıs adasının elbette bizler için çok önemli ve Atatürk’ün de dediği gibi mühim olduğunu sizlerle paylaşmak istiyorum. Mühim bir ada. Biz iddia ediyoruz ki kopmaz bir parçası olan Kıbrıs Türk halkının en yüreğindeki temsilciniz Türk devletidir. Devlet olmak ne demektir.  Mücadele etmektir. Şehitler vermektir. Uğrunda dökülen kan demektir. Acılardır. Ödenen bedellerdir. Orada meşru bir Türk devleti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır. Toprağıyla, demokrasisiyle, sınırlarıyla Türkiye Cumhuriyeti resmi olarak tanıdı. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin bir mavi vatanı daha vardır. Mavi vatan ismi üzerinde çok değerli bir vatandır. Çünkü artık vatan denildiğinde sadece toprak değildir. Ayrıca denizlerdeki hakkımız hukukumuz, denizin dibindeki hidro karbon ve enerji potansiyeli kaynakları ve tabii ki göklerdeki hakkımızı, hukukumuzu ve irademizi temsil eden bir ada ülkesidir. O yüzden Kıbrıs denildiğinde küçük bir ada olarak kimse görmesin. Türkiye Cumhuriyeti ile Türk dünyası ile bizler oranın bekçileriyiz. Mücahitler ve şehitler diyarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde, mavi vatanda göklerde hava sahasında bütün bu haklarımızla birleştiğimizde o zaman işte bu gönül coğrafyası çok daha anlamlı, çok daha önemli ve çok daha kutsal ve herkes için fevkalade önemli bir potansiyel arz etmektedir. Ben bugün Binali Yıldırım’dan ve Türk Devletleri Genel Sekreterinden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önümüzdeki ay Semerkant’taki toplantıdayız. Türk Devletlerinin gözlemci ülkesi olarak kabul edilmesinden dolayı büyük sevinç duyuyoruz. Bizlerle birlikte olan bizlere yürekten desteklerini veren Türkiye Cumhuriyetinin Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yürekten teşekkür ederek sözlerine son verdi.

Kaynak: Habercan Gazetesi
Yorumlar (0)
Sondakika